Son dönemlerde kamuda yapılan tasarruf tedbirleri, birçok kesimi etkilediği gibi Karabük Yerel Basınını da etkiledi.
Üniversite, Belediyeler, Valilik gibi devlet kurumları tasarruf tedbirlerini dile getirerek/bahane ederek il genelinde yayın yapan gazetelerin ve internet haber sitelerinin aboneliklerini durdurdu.
Zaten zar zor ay sonunu getiren emektar gazeteciler de, bu tasarruflardan dolayı, ekonomik olarak sıkıntı içerisine girerken, zor şartlarda da olsa, kamuoyuna hizmetlerine devam etti, etmeyi de sürdürüyor.
Ama bazı meslektaşlarımız, yine küstahlık olmasın diye meslektaş diye hitap ediyoruz.
Yoksa bizimde dilimiz var, gazeteci bozuntuları demeyi de iyi biliriz.
Her neyse, son bir kaç aydır 3-4 gazeteci çıktı, Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık hakkında bir küfür etmedikleri kaldı.
Nedeni ne?
İstedikleri maddi destek Rektör Kırışık tarafından ret edilmiş!
Bu arada istedikleri, ima ettikleri rakamlar da, bu meslek gelirleri ile yakından uzaktan alakasız.
Sonra yine olmayacak bir istek, oda karşılık görmeyince, vay efendim bizim rektör şöyle, vay efendim bizim rektör böyle…
Beyler, Karabük Üniversitesi babanızın tapusunun üzerine kurulduda bizim mi haberimiz yok!
Size hayırdır demezler mi!
Siz evinize ekmek götüreceksiniz de, biz taşmı yiyeceğiz…
Size olan tasarruf tedbirleri bize yokmu.
Siz bu işi yapıyorsunuz da, biz farklı bir iş mi yapıyoruz.
Üniversiteden bizlerde hiçbir maddi destek almıyoruz, kesilen bir tane faturamız yok.
Ama biz çıkıp rektör ile ilgili iftira atıp, itibar suikastçılığı yapıyor muyuz!
Devletin valisine, müdürlerine, bürokratlarına maddi desteklerimiz kesildi diye verip, veriştiriyor muyuz.
Aylardır yazıp çiziyorsunuz, adamın Hac vazifesine bile dil uzatma cüretini kendinizde görüyorsunuz.
Bir küfür etmediğiniz kaldı.
2009 yılı haziran ayında stajyer olarak başladığım 2010 yılında ise sigortalı, tescilli bu mesleğe emek veren birisi olarak sizlere burdan soruyorum?
Bu meslek bu kadar alçaldı mı!
Ayıptır ya.
Size bu meslekte çok para var gazeteci olun diye kim akıl verdi.
Yok efendiler yok, bizler ay sonu kira ödemesini düşünüyoruz.
Siz mercedeslerinizin üst modellerini düşünebilirsiniz, villalarınızın dekorasyon giderlerini düşünebilirsiniz ama bu işe gerçekten emek veren insanlar ay sonunu düşünüyor.
Bu şehirde gazeteler, gazete sahipleri sürekli zarar ettiği için birleşme kararı aldı, 7 gazete 2’ye düştü, onu da yürütemediler, finanse edemediler bire düştüler.
Şimdi siz, iki zat-ı muhterem yanınıza almışsınız bir iki kişi daha, bize para verin yoksa toplu saldırırız. Gerçek değil biliyoruz ama olsun, bizde en azından ismini kirletiriz düşüncesi ile saldırıya geçeceksiniz.
Aylardır rektör hakkında yazdınız/yazdırdınız.
Mahkemelik oldunuz, yargılanmalarınız devam ediyor.
Papuç pahalı geldi tabi, şimdide iki gündür, biz Karabük menfaatine gazetecilik yapıyoruz, kamuoyuna bilgi aktarıyoruz. Diye yazıp çiziyorsunuz.
“Karabük’ün Adı” diye de başlık atıyorsunuz!
Neymiş, Turizm Fakültesinde bir öğretim görevlisi, bir öğrenciye mesaj atmış taciz etmiş. Yok şikayet geri çekilmiş vs.
İnşallah cezasını çeker…
Kim bir suça karışmış ise, böyle bir alçaklığa imza atmış ise en ağır cezayı alsın.
Eee tamam bu haber değeri taşır, haber yapabilirsiniz, ama siz bunu yaptığınız için Üniversitenin hedefine konulmadınız, siz bunu dile getirdiğiniz için Rektör Kırışık sizi mahkemeye vermedi.
Siz, adama aylardır yapmadığınızı bırakmadınız, yalan yanlış iftira attınız.
Adamın günahına girdiniz.
Rektör benim babamın oğlu değil, varsa yolsuzluğu, hırsızlığı, ayıbı, kusuru yazın.
Bizde meslektaşlarımız bir toplumsal duruma öncülük etmiş, elimizden geldiğince destek olalım, şehirde bir şaibeyi aydınlatalım diyelim.
Siz ne bunu yaptınız, ne de Karabük’ü düşündünüz.
Beyler, siz cebinizi düşündünüz.
Siz belgesiz, bilgisiz gazeteci şeytanlığı ile saldıracaksınız, bizlerde liyakatli bir rektöre sahip çıkmayacakmıyız.
Bu adamın adli sicil kayıtlarında bir tane yüz kızartıcı suçu var mı? Yok!
Devletin kendisine verdiği hakkı olan maaştan başka zimmetine geçirdiği bir kuruş var mı? Yok.
Siz ne yiyip, ne içiyorsunuz?
Benim hakkımda da çıktınız yalan bilgiler ile kamuoyunu yanlış bilgilendirdiniz. Hukuk yoluna başvurduk, şikayette bulunduk.
Hiç çenenizi, elinizi yormayın, Karabük’ün adının çıktığı yok, sizin adınız çıktı beyler!!!
Ben kapı kapı gezip, bizi kurtarın diye sizin gibi ricada bulunmam, kimseyi zor durumda iken ikilemde bırakmam, önlerinde el pençe derman aramam.
Siz, hiç bir adlî suç kaydım olmamasına ve bilmenize rağmen bana iftira atmaktan çekinmemiş insansınız.
Devletten ve adaletten büyük kimse yoktur, varsa hakkımda en ufak bir şaibe, bunun yolu yargıdır, Karabük Adliyesinin yolunu siz bizden daha iyi bilirsiniz, krokisini gözü kapalı çizersiniz.
Bu yaşıma kadar doğru bildiğim birşeyden asla geri adım atmadım.
İspatını, belgesini sunamayacağım bir tane dahi haberim yoktur.
Yaşımdan kaynaklı sizlere meslekte bir zamanlar ağabey diye hitap ettiğim doğrudur, ama sizin bu sıfatı taşıyamadığınız da aşikardır.
Size, sizin gibi davranmadığımız için bu denli şımarıp, kendinizi Karabük’ün sahibi gibi hissetmeniz de bizim kusurumuz olsun.
Karabük basını sizden ibaret değil, sizden herkes bıktı, insanlar sizden korkmuyor artık.
Bir zamanlar arkalarına sığındığınız isimler sizin pisliklerinizi temizlemekten yoruldu.
Saldılar artık…
Sizde bir salın artık…
