Karabük’ün en büyük varoluş sebeplerinin başında gelen, Türk Sanayisinin teminatlarından KARDEMİR’in, her geçen gün mum gibi eriyip, gözlerimizin önünde koskoca bir fabrikadan, adeta haddaneye dönüşmesi yürekleri burkuyor.
Karabük ile bağ kuramayan, sanayi sektöründen bihaber Yönetim Kurulu ile günü kurtaran bir şirket haline gelen KARDEMİR, katma değerli çelik ürünlerinde yeterince güçlü olunamaması, markalaşma eksikliği ve dış pazarlarda etkin strateji üretilememesi sonucu günden güne gözlerimizin önünde değer kaybediyor.
KARDEMİR, Karabük’ün sadece bir sanayi kuruluşu değil; şehrin ekonomik, sosyal ve tarihsel omurgasıdır. Bu nedenle kurumun başarıları kadar eksikleri ve geriye giden yönleri de açık şekilde konuşulmalıdır.
Çünkü, KARDEMİR güçlüyse Karabük güçlüdür, zayıflıyorsa bunun etkisini tüm şehir hisseder.Bugün gelinen noktada birçok kişi, KARDEMİR’in tarihinin en verimsiz ve vizyonsuz dönemlerinden birini yaşadığı görüşünde birleşiyor.
Özellikle, küresel çelik sektöründe rekabetin teknoloji, katma değerli üretim ve ihracat üzerinden şekillendiği bir dönemde şirketin ortaya koyduğu tablo ciddi soru işaretleri barındırıyor.
İhracat performansındaki zayıflık dikkat çekiyor. Dünya pazarlarında agresif büyüyen ve yeni pazarlara açılan rakipler varken KARDEMİR’in daha sınırlı ve düşük profilli bir ticaret anlayışıyla hareket ettiği eleştirileri artıyor.
Katma değerli çelik ürünlerinde yeterince güçlü olunamaması, markalaşma eksikliği ve dış pazarlarda etkin strateji üretilememesi şirketin rekabet gücünü aşağı çekiyor.
Yatırım tarafında ise “geleceği inşa eden” bir sanayi kuruluşundan çok, mevcut düzeni korumaya çalışan bir yapı görüntüsü oluşmuş durumda.
Oysa, dünya artık yeşil çelik, dijital üretim, otomasyon, yapay zekâ destekli üretim planlaması ve yüksek teknolojili çelik ürünlerine yöneliyor.
KARDEMİR’in yaptığı yatırımların önemli bir kısmı kamuoyunda yenilikçi ve dönüştürücü hamleler olarak görülmüyor.
Şirketin vizyoner, cesur ve sektöre yön veren projeler ortaya koyamadığı yönünde ciddi eleştiriler bulunuyor.
Kurumsallık konusunda da uzun süredir dile getirilen problemler var. Yönetim anlayışında profesyonellikten uzaklaşılması, liyakat tartışmaları, iletişim eksiklikleri ve şeffaflık konusundaki soru işaretleri hem yatırımcı güvenini hem de şehirdeki aidiyet duygusunu zedeliyor.
KARDEMİR gibi Türkiye’nin en önemli sanayi markalarından birinin daha güçlü bir kurumsal kimlik ortaya koyması beklenirken, zaman zaman günü kurtaran reflekslerle hareket edildiği düşünülüyor.
En büyük sorunlardan biri ise heyecan eksikliği. Karabük halkı artık geleceğe dair büyük hedefler, büyük projeler ve güçlü bir sanayi vizyonu duymak istiyor.
Çünkü, KARDEMİR yalnızca üretim yapan bir fabrika değil; aynı zamanda şehre umut veren bir lokomotif olmak zorunda.
Eleştiri, zarar vermek için değil; daha güçlü bir KARDEMİR görmek için yapılır. Ancak gerçeklerle yüzleşmeden de ilerleme mümkün değildir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha şeffaf, daha yenilikçi, daha üretken ve dünya ile rekabet eden bir KARDEMİR vizyonudur.
Aksi halde, hem şirket, hem de Karabük, potansiyelinin çok altında kalmaya devam edecektir.
